Aslında Başarı İyi Bir İletişim Olmadan Olmaz / Başkan Ünal Aysal Yalnız Yürümemeli

34.Başkan Ünay Aysal’dan sonra gelecek başkanın vaadleri şunlar olmalı yada belki de 2.kez seçilecek Ünal Aysal’ın:

İNSANA DEĞER VEREN İYİ BİR STRATEJİK İLETİŞİM,

MADDİ-MANEVİ KAZANCA ÇEVRİLEBİLEN BİR İLETİŞİM,

PLANLI VE KESİNTİSİZ BİR İLETİŞİM

Aslında başarı iyi bir iletişim olmadan olmaz.Daha önceki yazılarımda çok yazdım.Bu gidişle yine yazacağım.Çünkü Galatasaray’da beni şaşırtacak ve mennun edecek derecede bir stratejik iletişim ve planlaması göremiyorum.

Yalan olmasın, Başkan Ünal Aysal her fırsatta 1-2 cümlesi ile bana bu konuda çok umut veriyor ve kendisini takdirle izliyorum.Sadece transfer konusunda iyi niyetli ve bir o kadar acemilik kokan bir yol izlediğini düşünüyorum.

Ben de başkanımızı sizler gibi çok az tanıyorum.Fakat edindiğim en büyük izlenim Sayın Aysal’ın hatalardan çok çabuk ders çıkaran ve hemen yeni bir strateji belirleyebilen biri olduğudur.

Galatasaray değerlerine ve Gerçek Galatasaraylılığa her fırsatta vurgu yapan Sayın Aysal’ın iletişim ve marka yönetimi konusunda yalnız kaldığını,ekibinin kendisine ayak uyduramadığını düşünüyorum.

Galatasaray uzun zamandır bu konuda zayıf, hatta yetersiz.Elindeki imkanların farkında bile değil,benim dışardan gördüğüm çoğu tanıtım imkanı ve marka yönetimi ile ilgili alınabilecek çok sayıda kararın akıllara bile gelmediği,hatta yapılabilecek yepyeni o kadar çok faaliyetler var ki gerçekleştirlse tüm taraftar ihya olur,mutluluktan uçar.(En basidi TT Arena’nın önüne yerleştirilecek dev bir Aslan Heykeli,şöyle Tem’e doğru bakıp kükreyen…)

Değişim için en basit örneklerden biri;bugün bile resmi site aktüel haberleri sadece 4 haberle sıkışmış bir alanda güncelliyor.Benim seçim sonrası Aysal ve yönetiminden en büyük beklentim hiç zaman kaybetmeden resmi siteyi daha güncel,daha aktif,daha dolu ve kullanışlı hale getirmeleriydi.Ama henüz belirgin bir adım ve değişeceğine dair bir haber yok.

Çok mu maliyetli?

Hayır değil.Sadece bu işe ister maaşlı ister gönüllü birilerinin el atmasına bakar.

Gelelim diğer bir örneğe Galatasaray ‘da Fatih Terim’in 3.kez takımın başına gelmesi ve yeni çılgın transfer söylentileriyle şuan çok gündemde,kulübümüzün ismi taraftarının yanısıra tüm futbolseverleri merak içinde bırakan haberlerle anılıyor.

Peki bu güzel ortam verken pazarlama ve ürünlerle ilgili göze çarpan bir yenilik ve fırsat ürünü var mı? Hayır yok.Belki de var yeterince duyurulamıyor.Bir ürünün tam anlamıyla bir yenilik veya fırsat ürünü olması için geniş kitlelere duyurabilmeniz gerek. İki durumda da birşeyler eksik kalmış demek ki.Ses yok.

Nike’ın geçiş ürünleri olan antreman formaları bile beğenilmişken satışta tek bir ürün göremiyoruz.Belki geçici, belki erken ama bu antrenman formalarının bugün bile alıcısı hazır.Peki bu durumun farkında olan bir yönetici var mı? Bilmiyorum,bilemiyorum,göremiyorum.

Tabi son yıllarda özellikle dikkatimi çeken önemli bir konu daha var takımda sadece belli futbolcuların röportaj verebilmesi,sadece onların konuşması.Neden? Sizce neden? Diğerlerinin dili mi yok? Onlar aynı çimde ter dökmüyor mu? Yoksa takımdan gidici olanlara söz hakkı mı verilmiyor? Ya da futbolcular çok mu utangaç?

Aynı seçim zamanı GSTV’nin başkan adaylarını yok sayması gibi.Haksızlık bu.

Kendi televizyonunda konuşamayan,kendilerini ifade edemeyen başkan adayları gibi söz hakkı verilemeyen futbolcular var.

Hatta söz hakkı verilmeyen konuşturulmayan bir Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi var.Fakültenin Galatasaray yorumlarını dinlemek Sabri ve Servet’i dinlemekten 1000 kat iyidir.Ama onlara imkan verecek yöneticiler nerede? O üniversitelilere böyle bir imkan tanımak,kimsenin aklına bile gelmemiştir.GSTV ye bile çıkarmazlar.)

En Çok Konuşanlar: SABRİ,SERVET,AYHAN,KAZIM,EMRE ÇOLAK,GÖKHAN ZAN kendilerini göstermek için fırsat kollar gibi,ya birilerini överler yada şu yanlıştı bu yanlıştı,taraftarı üzdük,herşey daha iyi olacak,takım iyi yolda,yabancılara ayrıcalık var gibi klişe laflarla sanki insanlara ben takımda kalırım,konuşmayanların durumu belirsiz hissini fazlasıyla uyandıran konuşmalar satyesinde her sezon takımda kalmayı başarıyorlar.

Değişim diğer insanlara da söz hakkı vermekle başlar,taraftarı daha çok dinlemekle,hiç konuşmayan futbolcusunu da konuşturmakla başlar.30 kişi içinden 10 kişi röportaj versin yada 1-2 cümle konuşsun,peki diğerleri MARSLI mı? Hazırlık kamplarında bir ümitle ve heyecanla kadroya girmeye çalışanlar sürekli konuşanlardan daha mı cahil? Daha mı utangaç? Neden konuşturulmuyor?

Galatasaray bir şeyi hep görmezden geliyor.Bir futbolcuyu sadece maçlarını izleyerek tanıyamazsınız.O futbolcuyu konuşturmalısınız da,konuşmalarını dinlemeli ve karekteri ile ilgili,bakış açısıyla ilgili ip uçlarına da ulaşmalısınız.

Saha da görev adamı olur mu?,Dinleme ve uygulama yeteneği nedir?,Kritik anlarda ne kadar soğukkanlı olur? Sürekli motivasyona ihtiyaç duyar mı? Özel hayatında karışıklıklar var mı? Sesi bazen çok mu üzgün çıkıyor? Sürekli mutsuz mu?Yada iş ciddiyetinden uzaklaşacak kadar şamatacı mı?

Kısaca bu bakış açısında saklı (Terim futbolcuları dinliyor,onlarla sürekli konuşuyor ve takip ediyor hem de ayrıcalık tanımadan).

Alın işte size Fatih Terim’in başarı formulü.O bu dediklerimin kat be kat fazlasını yapabilen,düşünebilen bir profesyonel. Ama ona bu eforu fazlaca harcatanlar (taktik bilgisi,kademe anlayışı,saha içi eksik konsantransyonu,sınırlı teknik kapasitesi vs.gibi eksiklerle dolu futbolcular) işte o da ayrı bir konu bu çabalara zaman kaybettirenlerdir.Bu tip futbolcuları tip futbolcuları eksik araştırma, yetersiz bütçe ve yanlış seçim yöntemleri ile takıma katmak başarıyı geciktiren başka bir sorundur.

Geçen sezon maçlarını tek tek tekrar tekrar izlemek lazım.İzleyip bir daha düşünmek lazım.Kim eksik? Kim fazla oynadı? diye.Culio’nun konsantrasyon eksiği dediği olay aslında yeterlilerle yetersizlerin uyumsuzluğuydu.Takım oyunu oynamak için her takım üyesinin kalite düzeyinin birbirinden çok farklı olmaması gerekir.Culio doğru tespit etmiş ama yanlış teşhis koymuş.

Terim’in yapacağı eleme çok önemli elde tutacağı kadro hem onun hem Galatasaray’ın geleceğini ilgilendiriyor.

Başkan Aysal’ın iletişim ve pazarlama bölümlerinde yapacağı yönetici seçimleri ise çok daha önemli.Başkan Aysal Galatasaray’daki stratejik iletişim ve pazarlama eksikliğine çare olamaz ise kazanılması muhtemel paraları kasasına koyamayacak.Bunun yanısıra Galatasaray marka değerini de daha ileri taşıma imkanını kullanamayacaktır.

Galatasaray’ın hedefi hep zirvedir.Bunu bilmesem herşey çok güzel,mükemmel, olağanüstü deyip geçerdim.Çoğu taraftar da ne güzel site hep Galatasaray’ı övmüş diyecekti.

Gerek yok biz zor olanı seçelim Galatasaray büyük düşünsün.Daha fazlasını daha dikkatlice yapsın.Günü kurtaran takım olmasın.

Aslan Bey GS Rh(+)
aslantaraftarlar.com

You must be logged in to post a comment Login

Son Yorumlar